Sonra o müddeî onda da me’yûs oldu. Bir insanın bedenine rast gelir. Yine kör tabiat ve serseri felsefe lisânı ile, tabîiyyûnun dedikleri gibi der ki: “Sen benimsin? Seni yapan benim. Veya sende hissem var.” Cevâben o beden-i insanî, hakîkat ve hikmet diliyle ve intizâmının lisân-ı hâliyle der ki: “Eğer bütün emsâlim ve yüzümüzdeki sikke-i kudret ve turra-i fıtratbir olan bütün insanların bedenlerine hakîkî mutasarrıf olacak bir kudret ve ilim sende varsa; hem sudan ve havadan tut, tâ nebâtât ve hayvanâta kadar benim erzâkımın mahzenlerine mâlik olacak bir servetin ve bir hâkimiyetin varsa; hem ben kılıf olduğum gayet geniş ve yüksek olan ruh, kalb, akıl gibi letâif-i ma‘neviyeyi benim gibi dar, süflî bir zarfta yerleştirerek kemâl-i hikmet ile istihdâm edip ibâdet ettirecek, sende nihâyetsiz bir kudret, hadsiz bir hikmet varsa, göster. Sonra ‘Ben seni yaptım’ de! Yoksa sus! Hem bendeki intizâm-ı ekmelin şehâdetiyle ve yüzümdeki sikke-i vahdetin delâletiyle, benim Sâni‘im, her şeye Kadîr, her şeye Alîm, her şeyi görür ve her şeyi işitir bir zâttır. Senin gibi sersem, âcizin parmağı onun san‘atına karışamaz. Zerre mikdar müdâhale edemez.”O şerîklerin vekili bedende dahi parmak karıştıracak yer bulamaz, gider. İnsanın nev‘ine rast gelir. Kalbinden der ki: “Belki bu dağınık, karmakarışık olan cemâat içinde, şeytan onların ef‘âl-i ihtiyâriye ve ictimâiyelerine karıştığı gibi, belki ben de ahvâl-i vücûdiye ve fıtriyelerine karışabileceğim ve parmak karıştıracak bir yer bulacağım. Ve onda bir yer bulup, beni tard eden(268. Sahifedeki Hâşiyenin mâba‘dı) karbon unsur-u kesîfini, kehribâr gibi kendine çeker. İkisi imtizâc eder. Buhârî hâmız-ı karbon denilen semli havaî bir maddeye inkılâb ettirir. Hem harâret-i garîziyeyi te’mîn eder, hem kanı tasfiye eder. Çünkü Sâni‘-i Hakîm, fenn-i kimyâda ‘aşk-ı kimyevî’ ta‘bîr edilen bir münâsebet-i şedîdeyi müvellidü’l-humûza ile karbona vermiş ki, o iki unsur birbirine yakın olduğu vakit, o kānûn-u İlâhî ile o iki unsur imtizâc ederler. Fennen sâbittir ki, imtizâcdan harâret hâsıl olur. Çünkü imtizâc bir nevi‘ ihtirâktır. Şu sırrın hikmeti şudur ki, o iki unsurun her birisinin zerrelerinin ayrı ayrı hareketleri var. İmtizâc vaktinde her iki zerre, yani onun zerresi, bunun zerresiyle imtizâc eder. Bir tek hareketle hareket eder. Bir hareket muallak kalır. Çünkü imtizâcdan evvel, iki hareket idi. Şimdi iki zerre bir oldu. Her iki zerre bir zerre hükmünde bir hareket aldı. Diğer hareket, Sâni‘-i Hakîm’in bir kanunu ile harârete inkılâb eder. Zaten ‘hareket harâreti tevlîd eder’ bir kānûn-u mukarreredir. İşte şu sırra binâen, beden-i insaniyedeki harâret-i garîziye bu imtizâc-ı kimyevîye ile te’mîn edildiği gibi, kandaki karbon alındığı için kan dahi sâfî olur. İşte, nefes dâhile girdiği vakit, vücûdun hem âb-ı hayatını temizliyor. Hem nâr-ı hayatı iş‘âl ediyor. Çıktığı vakit, ağızda mu‘cizât-ı kudret-i İlâhiye olan kelime meyvelerini veriyor. فَسُبْحَانَ مَنْ تَحَيَّرَ ف۪ي صُنْعِهِ الْعُقُولُSayfa 270bedene ve beden hüceyresine hükmümü icrâ ederim.” Onun için beşerin nev‘ine, yine sağır tabiat ve sersem felsefe lisânıyla der ki: “Siz çok karışık bir şey görünüyorsunuz. Ben size rabb ve mâlikim. Veyahud hissedarım” der. O vakit nev‘-i insan, hak ve hakîkat lisânıyla, hikmet ve intizâmın diliyle der ki:“Eğer bütün küre-i arza giydirilen ve nev‘imiz gibi bütün hayvanât ve nebâtâtın yüzler bin envâından, rengârenk atkı ve iplerden kemâl-i hikmetle dokunan ve dikilen gömleği ve yeryüzüne serilen ve yüz binler zîhayat envâından nesc olunan ve gayet nakışlı bir sûrette îcâd edilen halîçeyi yapacak ve her vakit kemâl-i hikmetle tecdîd edip tazelendirecek bir kudret ve hikmet sende varsa; hem eğer biz meyve olduğumuz küre-i arza ve çekirdek olduğumuz âleme tasarruf edecek ve hayatımıza lâzım maddeleri mîzân-ı hikmetle aktâr-ı âlemden bize gönderecek bir muhît kudret ve şâmil bir hikmet sende varsa; ve yüzümüzdeki sikke-i kudret bir olan bütün gitmiş ve gelecek emsâlimizi îcâd edecek bir iktidar...
Podden och tillhörande omslagsbild på den här sidan tillhör
Av. Ali Kurt. Innehållet i podden är skapat av Av. Ali Kurt och inte av,
eller tillsammans med, Poddtoppen.