1928’de çıkarılan Harf İnkılâbı Kanunu’nun 4. maddesi,
tarihin en büyük kültür kıyımlarından birini başlattı.
Eski harfli eserleri yasaklayan bu düzenleme, bin yıllık
hafızanın yok edilmesine sebep oldu. Jandarma, polis
ve memurlar, kraldan çok kralcı bir tavırla, halkın elindeki
Osmanlıca kitaplara adeta savaş açtı. Korkuya kapılan
halk, evlerindeki kitapları kuyuya attı, yaktı ya da çürümeye
terk etti.
1928 tarihli Harf İnkılâbı Kanunu’nun 4. maddesi tarihte
benzeri görülmemiş bir kitap kıyımı meydana getirmiştir.
Kraldan çok kralcı jandarmalar, polisler, hatta memurlar,
gördükleri eski harfli kitapları affetmemişler, halk da
bu korkudan elindeki kitapları olmadık yerlere saklamış
veya çaresiz kalıp imha etmiştir. Sadece milletin hafızasını
teşkil eden arşiv vesikaları değil, kütüphanelerde nice
nadide kitap, fersude veya mükerrer diye hurdaya verilmiş
veya satılmış, daha da kötüsü elverişsiz depolarda
çürümeye terk edilmiştir. Sahaf Muzaffer Ozak, yaşanan
vahameti şöyle anlatır: “Bir adamın evinde kitap saklaması,
kobra yılanı saklamasından betermiş. Memurlar, evlerde
ne kadar kitap varsa kuyulara dolduruyordu. Herkes
kitaplarını defetmeye çalışıyordu.”
İlk Çin imparatorluk hanedanının kurucusu Shih Huang
Ti’nin (ME 221-210), kurduğu devlet düzeninin sorgulanacağı
korkusuyla, ülkesinde geçmişte yazılmış tüm
kitapların yakılmasını emredişinden bu yana geçen iki bin
iki yüz yılda, devlet eliyle girişilmiş bu boyutta bir kültür
katliamına yeryüzünün herhangi bir yerinde rastlamak
mümkün değildir. Osmanlıca eser basımını suç sayan
Türk Ceza Kanunu’nun 222. maddesi ise ancak 2014’te
kaldırılabildi. Bu olay, sadece alfabe değişimi değil, geçmişin
topyekûn imhasıydı.
(Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci)