Send us Fan Mail

Sinema kulübümüzün 33'üncü buluşmasında yönetmenliğini Cyril Dion ile Mélanie Laurent'ın yaptığı, kameranın önünde de yine bu ikilinin yer aldığı 2015 yılı yapımı Tomorrow, özgün adıyla Demain adlı belgeseli konuştuk.

Belgesel, insanlığın bir kısmının bu yüzyılın sonuna varmadan yok olabileceğini öngören bilimsel bir çalışmayla başlıyor. Dion ile Laurent bunun üzerine on ülkeyi dolaşıyor. Ama bu karamsar bir çevre belgeseli değil. Tarım, enerji, ekonomi, demokrasi ve eğitim alanlarında bugün zaten çalışan, denenmiş çözümlerin peşine düşüyor. Kitle fonlamasıyla çekilen film Fransa'da bir milyonu aşkın izleyiciye ulaşmış ve 2016'da en iyi belgesel dalında César ödülünü kazanmış.

Film çoğumuzu etkilemiş, umut aşılamış. Bazılarımıza ise gördüğümüz örneklerin etkisinin abartıldığını düşündürmüş.

Oysa bir çok konu iyi araştırmayla ve iyi yöneticilikle çözülebiliyor. Örneğin şehircilikte bisiklete ayrılan yolu arttırdığınızda insanlar daha çok bisiklet kullanıyorlar. Dümdüz Kophenag ile yedi tepeli İstanbul’u karşılaştırmayacağım ama belediyelerin gerektiği kadar tercihlere yön vermede müdahaleci veya kolaylaştırıcı olmadıklarına inanıyorum.

Detroit gibi bir sanayi şehrinin kentsel tarımla kendini toparlaması, gıdanın binlerce kilometre taşındığı kendi şehirlerimizi düşündürdü. İstanbul'un gıdasının nereden, nasıl geldiğini, demiryolunun ve yakın çevredeki üretimin neden bu kadar geride kaldığını konuştuk. Yerel üretimi teşvik eden yerel para fikri de ütopik gibi görünse de uygulanabildiği yerler olması etkileyiciydi.

En çok zaman ayırdığımız kısım eğitim bölümü oldu. Finlandiya'daki güven ilişkisini ve öğrencinin girdilere değil çıktılara göre değerlendirilmesini takdir ettik. Ama Finlandiya'nın da kusursuz olmadığını, filmlerin biraz vitrin gösterdiğini hatırlatan bir uyarı da geldi. İyi öğretmen yetiştirmenin, iyi liderlerin ve rol modellerin her şeyin başı olduğunda birleştik. Filmin on yıl önce çekildiğini, yenilenebilir enerjide o günden bu yana çok yol alındığını da not ettik.

Sonradan öğrendim ki, filmin devamı üç yıl sonra çekilmiş ama onların da vardığı sonuç; küçük girişimlerin değerli ama yetersiz olduğu, asıl ihtiyacın ölçeği büyütmek ve yeni bir ortak hikâye kurmak olduğuymuş.

Güzel memleketimizde sorumluluğu hep birine devretmeye, sonra da hesap sormamaya alışmışız. Kendi çabamızı küçümsüyoruz ama bir inisiyatifi apartman veya mahalle ölçeğinde nasıl örgütleyebiliriz diye de sormuyoruz. Evet yine geldik toplumsal sorunlar karşısındaki sessiz kalışımıza.

Aslında mutluluk da bu basit kazanımların izini sürmekte, yetiştirdiğimiz bir limon bile bizi mutlu edebiliyor, mahalleye bir meyve bahçesi kurmanın kıvancını düşünemiyorum.

Bu bölümde görüşlerine yer verebildiğim arkadaşlarım sırasıyla (03:06) Alim Küçükpehlivan, (04:53) Mete Yurtsever, (07:01) Alim Küçükpehlivan, (10:11) Mete Yurtsever, (12:18) Belgin Elmas, (16:24) Alim Küçükpehlivan, (17:20) Belgin Elmas, (18:36) Uğur İyidoğan, (20:10) Mete Yurtsever, (22:17) Alim Küçükpehlivan, (23:40) Uğur İyidoğan, (27:03) Ebru Vural

Not: Söyleşimizde Ebru Vural’ın bahsettiği der ya için hazırladığı “ileri dönüşüm fikirleri” dosyasının linkini burada bulabilirsiniz.

Support the show

Podden och tillhörande omslagsbild på den här sidan tillhör Mete Yurtsever. Innehållet i podden är skapat av Mete Yurtsever och inte av, eller tillsammans med, Poddtoppen.