Send us Fan Mail

Kitap kulübümüzün 67’inci buluşmasında Hannah Ritchie’nin Dünyanın Sonu Değil adlı kitabını konuştuk.

Hannah Ritchie, Oxford Üniversitesi’nde araştırmacı ve dünyanın büyük sorunlarını verilerle anlaşılır kılan Our World in Data’nın önde gelen isimlerinden bir veri bilimci. Boyner Yayınları’ndan çıkan kitabında hava kirliliği, iklim değişikliği, ormansızlaşma, gıda, biyoçeşitlilik ve okyanuslar gibi başlıkları ele alıyor. Kıyamet senaryolarının aksine verilerin daha umutlu bir tablo çizdiğini savunuyor. Ona göre sorunlar büyük ama çözülebilir. 

Buluşmamızda kitabın çevirmeni Sema Utkueri’nin katılması bizi çok mutlu etti, kitabın arka planından bilgiler aldık. Kitabı genel olarak beğendiğimizi söyleyebilirim. Veri yoğun olmasına rağmen akıcı, ufuk açıcı ve umut veren bir anlatıma sahip. Gerçi bu umut verme tarafı bizi en çok tereddüte düşüren taraf oldu, zira yazar ana akım medyadaki korku ve endişe kaynaklarını farklı şekilde yorumluyor. Doğal ya da organik olan her şeyin çevre için iyi olmaması, palmiye yağını bırakırsak yerine koyacaklarımızın daha zararlı olabilmesi ve tarım ürünlerinin büyük kısmının hayvan yemine gitmesi gibi tespitleri bizi şaşırttı. 

Kabul etmekte zorlandığımız daha kritik noktalar da oldu; kitapta nükleer enerjiye, plastiğe, genetiği değiştirilmiş ürünlere ve pestisitlere fazla iyimser yaklaşıldığını, verilerin zaman zaman seçici kullanıldığını düşünenlerimiz oldu. Çernobil’den etkilenenlere dair verilen düşük rakam güvenimizi sarstı. Pestisit kalıntılarının abartıldığını söylediği yerde de yazarın Türkiye’den haberi olmadığını düşündük. Bu kadar güncel bir kitapta yapay zekânın enerji tüketimine hiç değinilmemesi de dikkatimizi çekti. 

Gerçek dediğimiz mevhum büyük bir muamma. Kime inanacağımıza şaşırıyoruz, yeni nükleer santraller temiz ve güvenli enerji ihtiyacına bir çözüm mü, bir aldatmaca mı? Bilime göre bile bir bilgi aksi kanıtlanana kadar geçerli. O nedenle yeni rota belirlenene kadar elimizdeki rotaya sadık kalacağız. Elektrikli araçların en iyi mobilite çözümü olmaması ama çevre için içten yanmalı motorlardan daha iyi olduğunu bilmemiz, dolayısıyla daha iyisini yapana kadar tercihimizi elektrik lehine kullanmamız gibi. 

Şu da bilime yön verenler için önemli sanırım; sürekli felaket senaryosu üretmek bilime güveni zedeliyor, ulaşılabilir hedeflerin ise insanları harekete geçirmesi daha olası.

Ülkeleri yönetenler top çevirseler de her birimizin günlük hayatta çevreci çözümleri talep etmesinin sandığımızdan daha etkili olduğunu da konuştuk. Burada da sivil toplumun ve akademinin insanları kısıtlamalarla soğutmadan, bilinçlendirmesinin, adım adım ilerlemesinin gerekliliğinden bahsettik. Kitap bu anlamda güzel bir başlangıç noktası.

Bu buluşmalarda en hoşuma giden şeylerden biri de kulübümüzün sahip olduğu çeşitlilik ve derinlik . Bu akşam da aramızda bulunanlardan; çevre ve sürdürülebilirlik uzmanı Umay Yılmaz bize küresel gündemden atabileceğimiz pratik adımlara, bir teknoloji girişimcisi Bahadır Balibaşa elektrikli araçların dünyanın gündemine nasıl ve neden girdiğini, doğa eğitmeni ve aktivist diye tanımlayacağım Dilek Geçit ise çocuklara çevre iletişiminden okyanusların rolüne dair bilgiler verdiler.

Ben enseyi karartmıyorum, insanlık olarak önce başımızı derde sokup sonra bir yol bulmakta mahiriz. Yani şimdiye kadar öyle olmuş, umarım bu kez çuvallamayız. Yoksa dünya bizden önceki 4.5 milyar yılda olduğu gibi, bizsiz de dönmeye devam edecek.

Bu bölümde görüşlerine yer verebildiğim arkadaşlarım sırasıyla (03:58) Hale Acun Aydın, (04:40) Bengü İlhan, (06:51) Sema Utkueri, (08:20) Müge Önen, (11:21) Umay Yılmaz, (20:40) Aycan Acar Şahin, (24:45) Müge İrfanoğlu, (27:17) Bahadır Balibaşa, (33:12) Dilek Geçit, (35:38) Umay Yılmaz

Support the show

Podden och tillhörande omslagsbild på den här sidan tillhör Mete Yurtsever. Innehållet i podden är skapat av Mete Yurtsever och inte av, eller tillsammans med, Poddtoppen.