Bu bölümde otantikliğin karanlık tarafına, yani kendimizden nasıl uzaklaştığımıza bakıyorum.


Başkalarının beklentileri içinde kaybolmak, “el âlem ne der?” sesiyle yaşamak, ilişkileri koruyabilmek için kendi ihtiyaçlarımızı küçültmek ve zamanla kendi hayatımızın içinde bir seyirciye dönüşmek ne anlama geliyor?


Kierkegaard’ın umutsuzluk kavramından Heidegger’in “das Man”ına, Sartre’ın kötü inancından ilişkilerde aidiyet ve otantiklik arasındaki gerilime uzanarak; kendi sesimizi nasıl kaybettiğimizi ve yeniden kendimize yaklaşmanın nereden başlayabileceğini konuşuyorum.


Belki mesele kendimizden hiç uzaklaşmamak değil; uzaklaştığımızı fark edecek kadar kendimize yakın kalabilmek.

Podden och tillhörande omslagsbild på den här sidan tillhör Jak Icoz. Innehållet i podden är skapat av Jak Icoz och inte av, eller tillsammans med, Poddtoppen.